22 Kasım 2015 Pazar

Küçüğüz Daha Çok Küçüğüz

Ne kadar az yol almışım ne kadar az, yolun başındaymışım meğer... Demiş Sezen ablamız ne kadar güzel. Bazı geceler dinleriz ya kendimizi. Kalbimizi kocaman alevler sarar. Her şeyden korkarız, sevdiklerimizi kaybetmekten, kendimizi kaybetmekten. Sonuçta neden yaşıyoruz ki bu dünya da ? Bir sınav mı  veriyoruz ? Yoksa sınavları biz mi oluşturuyoruz ?

Mesela geçmişi anımsıyoruz, şimdiki güzelliklere eski hatıraları ekliyoruz. Bunların yanında birde kendime soruyorum "Yazı yazmak senin ne haddine?" diye. Geliyor içinden insanın işte. Oysa ki biliyorum eski hayal gücümü kaybettiğimi, eskisi kadar güzel şeyler yazamadığımı. Bu yüzden başta da dediğim gibi geçmiş anıları bugüne tamamlıyorum.

Yarın olduğunda uyanmak istediğim yer sevdiğim adamın yanı kesinlikle. Aslında nerede ve ne halde olduğumuz pek umurumda değil. Tek istediğim geleceğim olan insanın yanında olabilmek. Tabi ki bu ailemi yok saymak değil, onları çok seviyorum... Değerlerini gün geçtikçe ve böyle yoğun duygulu gecelerde anlıyorum. Bazen sorular canlanır aklımda "Neden bugün annemi aramadım?" Beni engelleyen neydi? Tüm gün yatıp durmaktan başka ne yaptım? Hayat bazen sevdiklerinizi sizden koparıp alıyor işte, ama kalbinizden asla...

Hadi birlikte bir hayal kuralım, örneğin çocukluğunuzun geçtiği evi anımsayın, şimdi ile özleştirip yıldızların arasında yüzün. Benimde hayalimde 2 yıl önce taşınıp geride bıraktığımız evde gözlerimi açmak var. Sarmaşıkların arasından süzülen sabah güneşine uyanmak. Zamanın eskittiği tahta çerçeveli cama karşı uyanmak. Bunun yanına sevdiğim adamın günaydın mesajını da eklesek mükemmel olmaz mı?
O güzel ev benim aşık olduğumu göremedi, üniversiteyi kazandığıma şahit olamadı. Hayatımın yeni neşesi küçük kedim içinde koşuşturamadı. Hak etmedi mi? Kesinlikle etti ancak hayat bizi farklı yerlere sürükledi.

Peki bunları düşünmeye bizi iten nedenler ne? Bence kesinlikle içimizde çözemediğimiz düğümler. Yalnız kalma korkusu, sevdiklerimizi kaybetme korkusu. Sadece ölüm olamaz bir insanı kaybetmek, ölümden daha ağır şeyler de var. Sonuçta ölüm herkesin başına gelecek. Ayrılık ise bizim elimizde olan bir olgu. Bu yüzden sevdiklerinizi asla boş saymayın, sevdiğiniz insanın gözlerine bakın her zaman ellerinden tutun. Ailenizin en kolayından bir telefon uzağınızda olduğunu unutmayın. Her şeyden önce yaşamayı sevin, hata yapın, sonunda telafi etmek yerine hatalarınızın üzerine gidin. Hayat sizi zorlasın ama ne olursa olsun pes etmeyin. Küçücük bir gülümse bile insanın içini ısıtır bu dünya da, yeter ki içinizdeki küçücük ve mutlu çocuğu kaybetmeyin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder