24 Kasım 2016 Perşembe

Plaklar Dönüyor

Soğuk bir kasım akşamı, yürüdüğümüz yollardan tek başıma geçiyorum yine. Ve hayatımı yeniden yoluna koyacak binlerce neden arasından bir tanesinin beni bulmasını diliyorum.

Güneşin bulutlar arasında el sallayışına müziklerle cevap veriyor ruhum. Küçük ama raflar dolusu kitapların olduğu bir dükkana giriyorum. Belki de bir kaç kelime ruhuma dokunacak ve beni bu karanlıktan çekip alacak diye umut ediyorum.

Elinde kocaman bir pikap ile bir kadın yanıma geliyor. Birlikte kitaplara göz gezdirmeye, bizi içine sürükleyecek hikayeyi bulmaya koyuluyoruz. Aklımda dolanıp duran tek şey, "aldığımız plakları dinlemeye zamanımız bile olmadı." oluyor. Belki de bir hüzünle gittikleri çöp kutusundan gerçek sahiplerine defalarca el salladılar, belki de doğru kişiyle dinlenmeyi bekliyorlar. Kim bilir...




3 tane birbirinden farklı, bir o kadar da aynı yalnızlık hissini pekiştiren kitapla dükkandan çıkıyorum. Trafiğin içinde zamanı yavaşlatan ne varsa beni kitabın sayfalarını karıştırmaya itiyor;

"Kimsenin kimseyi yargılayacak durumu yok. Her insan kendi bilir çektiği acının boyutunu ya da yaşamında anlamının hepten yok olduğunu"                                 
                                                                   Paulo Coelho                       

Kim bilebilir ki ve kim neden yargılayabilir ki, sevdiği insanı kaybetmiş bir insanın çektiği acının boyutunu.

Yine evin yolu gözüküyor, ayaklarım geri geri giderken. Ancak saatin ibresi hızla yürütüyor beni. Kapıyı açıyorum, koşarak ağzına kadar dolu olan kül tablasını yeniden doldurmak üzere boşaltıyorum. Mumlarımı yakarak, sensiz boyamaya bile devam edemediğim odama kapanıyorum. Elimde kalemim baş ucumda kitaplarım bir şeyler karalamaya koyuluyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder