7 Mayıs 2017 Pazar

Önce Ruh Büyür

Hayata devam edebilmemizin en büyük dayanağı yazmaktan geçer. Tamam kabul ediyorum, çoğumuz mükemmel bir Sait Faik yahut Kafka saklamıyoruz içimizde. Ancak duygularımızdan kaçarken, korkularımıza sığınıp eriyoruz. 

Her şeyden önce unuttuğumuz kocaman bir gerçek var ortada o da "Kendimiz". Biz kimiz, kimin gölgesi altında saklanıyoruz. Neden kendimize bunu yapıyoruz? Kitaplardan neden kaçıyoruz, kitaplara neden sığınıyoruz ? 

Yorgunluğumuz neden mesela? Oradan oraya taşıdığımız dosyalar ya da peşinden koştuğumuz işler yüzünden değil ! Bunları yaparken hayatımızı zorlaştıran insanlara olan bağlılığımız yüzünden, yorgunluğumuz. 

Orhan Veli bile demiş "Geç bunları anam babam... Bilirim ben yaptığımı."

Gerçekten neler yaptığımızı bilerek mi yapıyoruz. 

Ruhumuzu derin karanlıkta kalan gölgeler huzurunda, denize akıtıp yolumuza devam etmeye çalışıyoruz. Oysa kafamızı kaldırsak, sonsuz mavilikte bir gökyüzü de bizi bekliyor. Kendimizi derinlere gömmekten başka yaptığımız bir gerçek yok. 

 Uçsuz bucaksız bir denizin ortasında, su alan kayığımız ve tek kalan küreğimizle boğulmadan ölmeye çabalıyoruz. Yardım bekliyoruz. En büyük yardımın içimizdeki var olan güçte saklı olduğunu göremiyoruz.


Mutlu sonla biten masallara ve filmlere güvenme, sadece yok olan ruhumuzun hızlı bir şekilde parçalanmasına neden oluyor hepsi. Tek gerçek kendi hayatın unutma !

Yazmaktan ve okumaktan asla vazgeçme, büyük adam olmak okulunu layıkıyla bitirmeye benzemez. Önce ruhun büyüyecek, acılar büyütecek ve bedenine akacak. Önce aşık olacaksın, sonra iyileşeceksin. İlaçta sensin, zehirde...

Çıkar şimdi tüm kırgınlıklarını, mutluluklarını yaz bak gör o zaman asla kin tutmadan nefret etmeden büyüyeceksin ve kendine daha çok inanacaksın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder