21 Haziran 2017 Çarşamba

475 Gündür Böyle

O gece her şeyden nefret etmiştim. Öncelikle kendimden, yüzüme bile bakamıyordum. Gece anneme sarıldım güneşin doğuşunu izledim, şimdi olduğu gibi. Günlerce uyuyamadım başta, sonra kendimi bilmediğim şehirde sokaklara attım. Her şeyin fotoğrafını çektim, akşam olunca hüzün kapladım. Gecelerce acının hafiflemesi için yalvardım. Yeni insanlar tanıdım, beni İstanbul'dan koparmaya çalışmalarını istedim.

O gün yaptığım tüm yemekleri yakmıştım, bir daha elimi sürmedim. Sonbahar geldi, ben döndüm. Günlerce odama giremedim. Hiç bir şey izlemedim, bir sürü diziden nefret ettim. Anlamsızca Şefika ile sohbet ettim, içimdeki tüm hüznü ona dualarla anlattım. Tanrı beni unuttu, ben de dualarımdan vazgeçtim. Ne zaman telefonumu açmasam, biri kapıma dayandı. En yakın arkadaşım kolumdaki yaraları sardı, derinliği zaten ruhuma kazınmıştı. Sadece sarıldı. Unutmaya çalışırken, bedenime kazıdığım izlerle baş başa kaldım.

Ölümü düşünmek hafifletti ruhumun ağırlığını, ama hayattan vazgeçmek bu kadar kolay olamazdı. Tutunacak nedenler aradım. 6 ayın ardından aynada kendime bakabilmeyi başarmıştım. Geçmişte vazgeçebilmek için önce saçımı kızıla boyattım, seneler önce yaptığım şaka gerçek olmuştu bir anda. Çalan şarkı motosikletli kız değildi ama. Kalbimdeki acı beynime saplanıyordu, önceleri bir kaç bira yavaşlatıyordu anı akışını. Uyumayı hala öğrenememiştim. İlaçlar bile etki etmezken, bedenim kendini kapatmayı denedi. Günlerce bayılarak uyudum.

Depresyonuma yoğun anksiyete ve astım eklenmişti. Çoğu sabah nefesim kesilirken uyanıyordum, o zamanlarda ölümden oldukça korkmaya başlamıştım. Annem ile babamın bile birbirini sevmesine dayanamaz bir hala gelmiştim. Nadir de olsa bir araya geldiğimiz zamanlarda ağlayarak kendimi dışarı atıyordum.

Mutluluktan nefret ettim, kendimden. Mutlu olabileceğim, yüzümün güleceği zamanlardan nefret ettim. Kim hoşlandıysa benden nefret ettim hepsinden. Aylarca bilgisayarımı açamadım, fotoğrafların hiç birini silemedim. Şarkıları dinleyemedim, tozlu sayfalar arasında unutulup gittiler. Kimseye dinletmedim. Bende olan eşyalarına sarılıp uyudum aylarca, vazgeçemedim. Hepsini verdim. En masum onu sakladım sadece bir fotoğraf karesi içinden sevdim onu. O küçük çocuk gibi olduğu zamanları özledim.

Bu gece hissettiklerim tam da bunların toplamıyken, gün doğdu yine...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder