2 Haziran 2017 Cuma

Geçmişten Bir Gün



Sabah uyandığımda her şey için çok. geçti. Kalbimi delen sözcükler zihnimde yinelenip duruyordu. Yataktan kalkmaya zorladım başta kendimi, geceyi sabah yapan ışıklarla inatlaşmaktan yorgun düşmüştü bedenim.

Yenilmiş hissediyordum ve 2 yılın ardından gerçekten büyük bir boşluğun içine sürüklenmiştim. Önce saate ilişti gözüm, 8'i çeyrek geçiyordu. Geçiyordu geçmesine, zaman kuyruğunu kovalamaya devam ediyordu ancak ben hala uyuyor olmayı diliyordum. Çünkü uyursam acımın geçeceğini biliyordum. Belki de rüyalarımda uzun zamandır mutlu olmadığım kadar mutlu olacaktım. Ne yazık ki gözlerim, beynim ve ruhum bunun olmasına asla izin vermiyordu.

Zorla kalktığım yataktan hızla uzaklaşırken evin dağınıklığı içinde kaybolmaya devam ediyordum. Bir an durdum ve gözlerimin en derininden gelen göz yaşlarına hakim olamadığımın farkına vardım. Önce salonda, yastıkların arasında görünmez olmuş koltuğa attım kendimi. Ağlamamak için ruhumla büyük bir kavga içine girmiştim, kendimi kaybettim.

Kimine göre basit bir acıydı bu ancak benim için ilk defa içinden çıkılmaz bir döngü haline dönüşmüştü. Kendimi oradan oraya savuruyor ve sinir krizleri geçirmeye başlıyordum. Aynanın karşısında acıyan gözlerle ruhumu gözlüyordum.

Dakikalar içinde, acımın dayanılmaz sonunu yazmıştım. Kendi kendime konuşuyordum, saatlerce çalan telefona asla bakmıyordum. Herkesten de fazlasıyla uzakta bir şehirde kalıyordum.

Kendimi toparlayabilmek için doğrulduğumda, yüzümün her karesine dağılmış olan saçlarıma toka geçirmeye çalışırken avuçlarımda dayanılmaz bir acı ile ıslaklık fark ettim. Koşarak banyoya gittim yeniden karanlığa teslim olmuş yüzüme bakabilmek için. Alnım kan içinde kalmıştı ama kan baktığım yerden akmıyordu bile. Daha yukarıdaydı saçlarımın arasında, o zamanlar saçlarım kızıl bile değildi. Dakikalar içinde saçlarım kan ile buluşmuş ve neredeyse pıhtılaşmaya başlamıştı bile.

Ellerime yeniden baktım o an için ve oluk oluk akan kanı görünce derin bir nefes alıp yere çöktüm. Bu kanama beni öldüremezdi ancak anlık bir serotonin salgılanması ile dehşet verici derecede rahatladığımı fark ettim. Kafamı bir an sola çevirdim ve patlamış olan duş kabininin parçalarının üstüm dahil her yere sıçramış olduğunu gördüm. Neler olduğunu hatırlamıyordum bile, "bu kadar çıldırmış olamam" diye düşündüm ancak bunu düşünürken kendime bir o kadar da güvenmiyordum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder