29 Aralık 2016 Perşembe

Yağmur

Bugün gökyüzü dünyanın tüm kirini temizleyebilmek adına durmadan haykırışlar içinde ağlıyor. Ev sahipliği yaptığı insanlara büyük bir öfke kusuyor sanki. Bende gökyüzüyle birlikte tüm öfkemi, bugün yaşadığım şüphe ve huzursuzlukla dışa döküyorum. 

Yağmurun ve fırtınanın ortasında bağıra çağıra yürüdük bugün metrobüse. Erol ile şarkılar söylerken, Büşra ile kol kola koşuşturduk. Yollarımızın ayrılma zamanı geldiğinde, kendimi kararmış olan buz gibi caddeye bıraktım. Sıcacık otobüse binmek  yerine, içimde yaşadığım duygusal acımı bastırabilmek için göğsüm soğuktan daralıp, parmaklarımı hissetmeyecek hale gelene kadar yürüdüm. Yürüdükçe ben, yollar uzadı gözümde ve saatlerce aynı çizgi üzerinde ilerlemişim gibi durdu birden zaman. 

Yokuşun başına geldiğim de tüm karanlığın içinden, avrupa yakasının züppe ışıltısı kapladı etrafı. Sokaklarda ise kimse kalmamış herkes evine dönmüş, ailesiyle sıcacık çorbalarını içmeye başlamışlardı bile. 

Bugün nefreti tattı ruhum, oysa insan hayatta en çok sevdiği şeyden nasıl bu denli nefret edebilirdi. Bu kaybetme duygusu çok farklıydı, gözlerinde başkasının aşkını görmek. Başkasının ellerini tuttuğunu hissetmek. Belki fazlasıyla boştu kuruntularım, belki de fazlasıyla gerçek. Ne olursa olsun içime düşen bu yangın hepsinden çok farklıydı. Nefret ile yıkılmak arasında sıkışmıştım. 

Sonra anladım ki, artık onu görmek bana iyi gelmiyordu. Ne kadar uzak kalabilirsem o kadar kolay affederdim kendimi. Geçmişe dönmeme izin verseler, bir daha aynı okulu tercih etmezdim bile. Kim bilebilir ki sonuçta, sevdiğin kadar sevilmediğini anladığın andaki acıyı. 

İkimizi birden korumaya çalışırken giden ellerin, bir daha sevene ulaşmamasını...

2 yorum:

  1. Okurken konuyla hiç ilgisi olmayan bana bile zor geldi. Umarım yanılıyorsundur.Umarım sadece kuruntudur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim desteğin için. Umarım her şey ruhumuzu aydınlatır ve kuruntulardan uzaklaştırır. :)

      Sil