6 Ocak 2017 Cuma

Adını Başlık Koydum

Bugün günlerden kendime bakıp neden ağlarım ? Büyük bir sıkıntının altına girmiş gibi tüm gün evde yattığım halde gelen halsizlik, iki çıldırma konuşması ve şu saatlerde bedenimin kasıntısı haricinde ruhum rahat. Acaip derecede tribe girip insanlara sardım (küçük akıl oyunları ile psikloji analizi) ve şarkı dinleyip beni nerelere götüreceğini hayal ettim.
"Lost on you", lanetlenmiş gibbiydim. Eylül'e döndü tüm görüntüler ve ölmekten beter etti beni. Çünkü ardından "I wanna be yours" başladı ve beni Mayıs 2016 ya götürdü.

Haykırıyordum işte "Aşığım ben sana hala işte, sen neden benden uzaksın" Ruhum kabul etmedi başta gidişini, sonra kollarım kollarını aramaya başladı bedenim bedenini. Sonra ruhuma hapsettiğim aşkınla konuşmaya başladım. Her şeyden önce ruhum, bir evrene bedel olan ağırlığı kaldıramamıştı. Sonra gözlerim ayna oldu ruhuma, bir çok kez ölüm yazdı kirpiklerinde.

Ve aylardır kulaklarım hala, onun için yaptığım müzik listesini işitmeye korkuyorken sonra aklıma benim dışımda herkes ile konuştuğu geliyor, beni hayatımda en çok yıkan ağırlığın temelini oluşturuyor. Sanki değersiz bir ilişkinin kocaman kavgalar ile bitmiş davası kadar yüzüne bakılmayacak gibi hissettiriyor insan kendini.

Sadece böyle düşününce kendime kızıyorum. İnsanların gelip bana, adamın umurunda bile değilsin cansın diyeceklerini duyacak kadar kırdım onu nefret ettirdim kendimden. Belki yanına gelirsem ve kalbimin atışını yeniden hissedebilirsen kırılacak her şey.

Çünkü 5 yıl sonra bile hala seni yazdığımda kitaplara lütfen yanında başkası olmasın, belki öyle günlerden birinde beni yeniden affedersin mantığında, kalbinde ve ruhunda. Evrenden istediğim tek şey bu.

Birde keşke terk edilen kişiye ağlamaya başlamadan tren çarpsa" ruhu acı çekmez en azından. Oysa anlatacağım o kadar çok şey var ki sana...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder