9 Nisan 2017 Pazar

Genau, doch

Bugün Kordon da hep birlikte güzel ve hızlı bir kahvaltı ettik. Ben gidiyorum artık dedim, kimse inanmadı. Bileti gösterdim, dönüp alakadar bile olmadılar.

1 saat sonra;

"Lütfen sende nefes nefes kaldığını söyle" diye haykırdılar kalan son güçleriyle. Oysa ki daha yokuşun başına varamamıştık bile.

"Keşke her gün bir Cuma gecesi olsun" diye hayaller kurmaya başladık. Ertesi günün yükünü düşünmeden deliler gibi dans ediyorduk ve sarhoş olamamanın acısıyla kıvranıyorduk. 7 kişinin önünden 37 tane bira 14 tane shot geçmişti bile.

Bir şeyler yine yolunda gitmiyordu ve işin acı yanı 7'de 3'ümüz buna çoktan alışmıştı bile. Uzun aradan sonra, o gece dans ediyor olmamız bile büyük bir şoktu bizim için.

Tango bizim neyimize Kadın !

Uyumadan kalktığımız sabahın gecesi iyice kopmaya başlamıştı. Yeşile alerjim yoktu ancak, alerjik bir trip yarattığı kesindi. Yine bir şekilde hayata beleşe konmuş gibiydim. Düşüncelerimde boğulmaya başlamışken, maskelemeye çalıştığım acı duygusu beni bitiriyordu.

"Geri dönsün diye, şunu şunu araştırdım gençler" dedi koltukta ölü gibi bakarken. Durup düşündüm;

"Tek bir şey diyeceğim, zaten bitmiş bir şey ve sen onu neden geri istiyorsun. İstesen de olmayacak. Zamanını bizimle buralardan gitmeye harca sadece." dedim.

Israrla devam ederken "Aşık olduğum kızın geçen sene nikahına gittim ve hiç bir şey hissetmedim, sende hissetmeyeceksin korkma!" diye kahkaha atmaya başladı.

Şuan ne hissettiğimi bile bilmiyordu ki.

Başka bedenler, cesetten bile daha soğuktu benim için. Ne ruhlarına dokunuyordum, ne de tenlerine. Zaten ne gerek vardı döngünün içinde kapılıp yeniden aynı korkulara düşmeye.

"Abisinin ruh kardeşi, yakarım herkesi. Sadece benim içinde senin içinde bir parça eksik hikayenin sonunu, kendimize uyduramıyoruz."

Öğüt vermesi kolaydı, içinden savaşarak çıkması ise tam bir olay.

Battaniyenin ucundan sarkan kolumu dürttü;

"Sınava sağlam kafayla gitmeyelim" dedi. "Hayır, bırak ben uyuyacağım..." dedim ve arkamı döndüm.

Metroda insanlar çılgın dansımızı izlerken. "Senden kalan son dalı da ben içtim" diye itiraf ettim. Heyecanla bir beşlik çaktı, sersemlemiş gibiydi.

"Uzatmayacağım, mektup çağını geçmişken neden almanca mektup yazmaya çabalıyoruz. Bitsin artık, dayanamıyorum..."

Sınıftaki bir çocuğun hamile olduğuna kanaat getirdik.

"Was tut ıhnen weh? Haben Sie schmerzen oder Fieber?"

"Was sollist du machen"

"Scheisse Deutsch."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder