14 Nisan 2017 Cuma

Yıllar ki Buruşmaya Mahkum Hayaller

"Ölüm Allah'ın emri de, ah bir de şu ayrılık olmasaydı."

Papatyaların açtığı baharı hep sevmek istemiştim. Karşılıksız, içten belki de dümdüz. Şimdi ise o papatyaların içinde hapsolmuş ruhumun aynasını kırdım.

Sırtımda bir kambur, nefes alamıyorum. Ne şarkılar ne de güzel şiirler ruhu, senin işlediğin gibi işlemiyor. Ben de anıları izliyorum usulca uzaktan ve seni izliyorum hala yıllar geçecek olsa da.

İçime kaçmış olan neşemi özlüyorum, eteklerim zil çalarken koştuğum zamanları. Biliyorum çok yanlış belki de ama tüm benliğimi sende unuttuğum için gelip alamıyorum. Şayet ellerim uzansa da sen istemiyorsun...

Hikayemiz, hissettiklerimden çok senin hissetmediklerine geçiyor. He bir de kaybolan kimliklerimiz değil bu noktada, kaybolan sevgimiz oluyor. Dalından koparılmış bir çiçek gibi susuz ve yalnız. Kısacık ömürlü ancak solmadığı zamanlardaki kadar da güzel kokan. Aman zaten sen hep kurabiye kokardın bense heyecanla gülümserdim diyorum evrene.

Sonra metronun merdivenlerini hep iki iki atlardım, kollarında olabilmek için. Bir zamanlar hayaldin, gerçek oldun ve bitti. Diyorum ki bazen, keşke hep hayal kalsaydın bu baharda olduğu gibi işte o zaman seni sonsuza dek saklardım derinlerimde. Ne sen bilirdin solan çiçeklerin çektiği acıları, ne de ben soldurduğum ruhunun gerçeğini.

Geçenlerde bir gün yine kesildi nefesim sonsuzluk gibi, seni ararken. Hoca sordu "Neden ?"

"İyiyim, dinlensem geçer hocam" dedim.

"Neden bu halin ?" dedi tekrardan.

"Öyle işte hocam öyle.." dedim.

"Biliyorum, zor." dedi laboratuvardan çıkarken. Acı bir gülümseme "Zorluklar atlatılmak içindir hocam, lütfen. Bari siz anlamayın beni." dedim. Gitti...

İnsanları, sevdiği kurtarır dediler. Ben sevdiğim adamı mahvetmişim, kaybetmişim çok önceleri.

Güzel geçen bir senenin ertesini çöpte bulmuşum, ne okul, ne sevdiğim kara bir defter olmuş ve ben eriyorum. Sensizlik içinde, yaşaya yaşaya sonsuzluğa yükseliyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder