8 Haziran 2017 Perşembe

İnsanlık

"utanmayan insan olur mu lan?
altın bir madalyon gibi taşınmalı vicdan
tek kıvılcımdan nasıl yanarsa koca orman
unutmazlar, unutmayız, unutmam"

İnsanlığını kaybetmiş kimselerle dolu etraf, soğuk ve yalnızktan kime sığınacağını bilemeyen kimseler. Aşktan nefret ettiren, gözyaşlarına değmeyen...

 

Oksijenden gelen bir kafa vardı ve ben alkol ile 500 ml'ye tamamladım ruhumu. İnanın dostlar, insanları en iyi tanıdığınız zaman arkadaşlığınızın bitti zamandır. Gözleri önünde ölseniz, kafalarını kaldırıp bir bardak su vermezler, sevmezler bunu. Bu yeniden eskisi gibi olalım değil, bu insanlık hareketi dostum. 






Kendime geldikten sonra yardıma muhtaç olan tatlı kedinin peşinden koştum ben de. Kilometrelerce yürüdüm, önce Avcılar'a gittim Kadıköy'den sonra tekrar Kadıköy'e döndüm. Üzgün olduğum, kırgın olduğum saatleri geride bıraktım. Sahibine ulaştırdığımız kedinin mutluluğu gözlerinden okunuyordu ve ruhumuzu aydınlattı. 









Eve gelince, kucak dolusu sevgiyle Şefika'ya sarıldım. Hayatın en büyük armağınıydı o bana ve ben herkesi sineye çekerdim çekmesine, ancak onsuz kafayı iyice kıracağıma emindim. Gözlerini kırpıştırarak üzerime çıktı, geç kaldığım için kızgın olduğu belliydi. 1 saat birlikte oynadık, havanın sıcak olmasını umursamadan karnıma boylu boyunca uzanıp uyumaya başladı.

Tek sırdaşım, yoldaşım Şeficat. En ilginci de tüm gece başımda nöbet tutar gibi beklemesi oldu. Babam bile şaşırmıştı bu işe... 

2 yorum: