Ragıp Bey 3

, , 10 comments
 "Ragıp Bey, bugün nasıl hissediyorsunuz?"

Etrafına bakındı önce, nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bir hastane odasından çok otel odası gibiydi. Günün ilk ışıklarının süzüldüğü pencerenin önünde bir kaç saksı ve içlerinde adını bile hatırlayamadığı çiçekler selamlıyordu kendisini.

"Siz de kimsiniz?" dedi Ragıp Bey elini başına götürerek. Dün gece olanları anımsamaya çalıştı. "Ben neden evimde değilim. Muzaffer neredesin?" Garip bir sarhoşluk hali vardı üzerinde. Kafasını bir yere çarpmış olacaktı ki başında yoğun bir ağrı hissediyordu. "Dün gece ilaçlarınızı almamışsınız, Feridun Bey biraz sonra yanınıza gelecek."

Feridun ismi hiç tanıdık gelmemişti. Yataktan yavaşça kalktı, ayakları yere değer değmez zihninde şimşekler çakmaya başladı. "Ah başım" diyerek inledi. Sakin olmaya çalışarak olayları anlamlandırmak istedi. Boş gözlerle karşısında konuşup duran kadına baktı. "Bana neler olduğunu anlatacak biri yok mu burada?"

"Ragıp Bey tedavinin işe yaradığını düşünüyorduk. Eğer sakin olursanız doktor bey geldiğinde size en doğru şekilde yardımcı olacaktır."

Daha da paniklemişti Ragıp Bey, hızlı adımlarla kadının üzerine doğru ilerledi. Elinde küçük bir çağrı cihazı tuttuğunu fark etti. Heyecanı yerini öfkeye bırakmaya başlamıştı. Ellerini hırsla sıkmaya başladı, başındaki ağrı giderek artıyordu. "Benim gitmem lazım, bir şey oldu."
Beyaz önlüklü kadın arkasını döndü masada duran ilaçları Ragıp Bey'e uzattı. "Size söz veriyorum bu ilaçları içtiğiniz zaman başınızın ağrısı geçecek." dedi. "Oya, ona bir şey oldu ve benim gitmem gerekiyor. Geç kaldım. Bugün günlerden ne? İş yerime telefon açmalıyım"

"Oya Hanım daha gelmedi ve şimdi sakin olursanız oturup her şeyi konuşabiliriz. Sadece bu ilaçları içmeniz gerekiyor. Lütfen!"

Başının ağrısı tüm bedeninin sınırlarını zorlamaya başlamıştı. Başka çaresi olmadığını anladığı anda korku ile kadının uzattığı ilaçları dikti kafasına. Kalktığı yatağına geri oturdu. Sakinleşmesi gerektiğini kendine hatırlatmaya başladı. Başını kollarının arasına alarak bir kaç dakika sessizlik içinde bekledi. Zihninden tonlarca yük dağılıyor gibiydi. Gözlerini kapattı, kendini daha da derinlere inerek düşünmeye zorladı. Anılar daha da bulanıklaşmıştı. Telefonun delirtici çınlaması, başının ağrısının önüne geçti. Gözlerini yeniden açtı ve kollarını iki yana indirmeye çalışırken bileğindeki etikete benzer şeye takılı kaldı. Üzerinde ismi yazıyordu.

Önüne geçilemez bir öfke patladı ve tüm bedenine yayılmaya başladı. Tüm bedeni kasılmaya başlamıştı, kendini yatağa doğru attı. Kadın, Ragıp Bey'in kollarından tutup onu sabitlemeye çalışırken diğer yandan çağrı cihazından bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Bir kaç dakika içinde Ragıp Bey büyük bir boşluğun içine itildi. Odada kadının dışında iki beyaz önlüklü adam duruyordu. Kolunda ince bir sızı hissetti. Gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladı. İçini derin bir huzur kaplamıştı, tam da o anda içeri başka bir kadın girdi.

"Oya, sen buradasın ama na..." "Nasıl?" dediği anda tüm oda bir anda karanlığa teslim oldu.

10 yorum:

  1. ama ne oldu şimdi Ragıp beye hayalmiydi yaşadıkları vav şimdi iyice merak ettim ama heyecanla bekliyorum devamini 😊❤emeğine sağlık canım benim 👏👏sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke hayal görseydi diyeceksin diye küçük bir çıtırdatayım o zaman :)) Çok teşekkür ederim bu güzel ve değerli yorumun için:)) sevgiler

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Bakalım Ragıp bey'i daha neler bekliyor :)) Korkmayın

      Sil
  3. Böyle kaliteli içerik üreten yazarları aramızda görmek istiyoruz. Blog yazarlarının sosyal paylaşım ve buluşma noktasına davetlisiniz. İyi çalışmalar. http://blogworld.com.tr.ht/

    YanıtlaSil
  4. hımmm karanlık bişiler var :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yine birer birer hüzünler akıyordu :)

      Sil