26 Temmuz 2016 Salı

Klasikler de Olmasa

"Kuş bile fotoğraf makinemin üzerine s*çmışken neyleyim ben böyle hayatı"

Büyük bir cahil cesaretiyle, (iett'nin bedeve olduğunu bile bile) arabayla Beşiktaş'a geçtik. Hayatımıza tamamen bir atraksiyon katmak için yapmıştık. Ne kadar tembel olursanız olun, toplu taşımanın konforsuz hızından asla vazgeçmeyin.

Evet efenim, bugün tamamen klasik bir çekim için çıktık. Çok kısa süren bu macerasız ve güzel gün bizi çok sevimli bir dostumuzla tanıştırdı.
-Yoldan geçen, rahatsız edici insanlar yüzünden bir dünya masumiyet dolu gözlerini çok net alamadığımdan çok üzgünüm.-


Bunun dışında gün ışığının tam tepemizde olması talihsizliğini, bir avantaja dönüştüremedik. Yeterli profesyonellik olmadığından ve ekipman eksikliğinden bendeniz mutsuz bir çekim günü geçirdim. (onun dışında fazlasıyla eğlendiğimi söyleyebilirim). 

Bu yüzden;                                                                                               Kendimce fotoğraf çekmek için ideal saatler oluşturdum. -Sizde belirli saatlerde çıkıp en verim aldığınız anları not edebilirsiniz.- Benim için bu saatler, öğlen olmadan hemen önce ve tabi ki güneş batarken. Çünkü bana göre, gölgeleme yaparken ve ışığı kullanırken en rahat olan saatler. Bu saatlerde ışığın hangi yoğunlukta geldiğini hesaplamak kolaylaşıyor. Zaten artiz olacağız ya... Gün batımı fotoğraflamayan bizden değildir. En az bir kere güneş batırılır ve doğması beklenir şu fotoğraflarda. (Nasılsa bulutlar her haliyle çok pamuk gibi)

Konudan çok sapmayalım, bugün maalesef ideal bir saatte çekim yapamadım işte. Ortaya çıkan bir kaç parça hikaye ve sizlerin güzel gözleri yorumlar ancak içindeki duyguları.

      

Geri kalan bütün fotoğraflar için ise; Blog sayfamda da paylaştğım "eyeem" sitesine üye olup, takip edebilirsiniz. Dünyanın her yerinden fotoğrafçıları inceleyebilirsiniz.

Hepsinden öte üzerinize yapışan tembellik ve mutsuzluktan kurtulabileceğiniz yerleri tercih edin. Başlarda değişik fikirler için arkadaşlarınızı da peşinizde sürükleyin. Zaten ileri de bisikletinize atlayıp, kulaklığınızı takıp hikaye kovalayacaksınız. Ve ne kadar olduğunuz yere yığılmış olsanız da ayağa kalkıp yürümekte sizin elinizde. Yüzünüz değil belki ama kalbiniz daima gülsün...

                               

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder