30 Temmuz 2016 Cumartesi

Varolmanın Dayanılmaz Sanrıları

 Doğmak, büyümek, alışmak, öğrenmek ve sevmek... 




Seçimlerimiz midir doğru olan? Yoksa zaten doğrular seçilmiş midir?

Kim ister ki bildiği sonu yazmak, tekrar tekrar ve tekrar...
Hayat bir romansa, zaten karakterleri belli değil mi? Sadece bizi seçmeye iten tecrübelerimiz.

"Şimdi gelecekteki ailem neler yapıyor?" eminim ki onlarda seni merak ediyor... Böylelikle evren ruhla bir bütün oluşturuyor. Yeni şehirler, yeni insanlar, yeni hayatlar bizi bekliyor. Peki bunu dayanılmaz yapan nedir?

Wladyslaw Szpilman der ki "Sanki çok ömrümüz varmış gibi, beklemeyi öğretiyor bize hayat" 

Acılar, özlemler ve sevinçler zamana bırakıyor kendini. Sanki ruhtan ve fiziksellikten çok uzaklarmış gibi. Gün bir anda doğmayı bırakıyor, saatler gecelerde takılı kalıyor. Çünkü ezilmiş olan bizler yaşamı askıya alıyoruz.

Beynin tüm kıvrımları, kendini duygulara teslim ediyor. Şimdi neredeyiz?

Akrep, yelkovanı kovalarken zaman gözümüzün önünde akıp gidiyor. Umutları bir kenara itiyor karanlık. Kendi kendine konuşuyor zihinler, "1 sn önceki ben, 1 saat sonra ki benden ayrılıyor" 

Özgürleşmek için teker teker "elveda" ediyor düşlerimiz. Aslında yeniden doğuyor bedenimiz.


Bir kaç senaryo ve biz. Varolmanın tüm dayanılmazlığı bu esarette saklı...

2 yorum:

  1. İki gün oldu. Yazmıyorsun. İyisin ya ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zihnim biraz dinlenmek istedi ama teşekkür ediyorum iyiyim :)

      Sil