12 Ağustos 2016 Cuma

Ölü, Ürkek Ruhlar

"Sıkışmışsa ruhum dört duvar ardına, ne konuşuyorsun ey kalbim bu yolda..."


Neredesin parıltılı gökyüzü, yine zırhını kuşanmış perdelerini çekmişsin bu gece? Ve eminim ki; "sen göremiyorsun, gözlerinle değil ruhunu işleyerek bak bana" diyorsun. Ancak yine kapandı, sessizlik hakim parlamıyorsun işte.

İçimde, bir sen gördüğün için kaçıyorsun. Bir sen kadar da boşluk gün geçtikçe artan. Ne günler yok ediyor bunu, ne aylar, belki de yıllar...

Yaşadığımız kadar ölüyüz de bu gece. Zaten ne sen vazgeçmiştin ölümü kadeh kadeh içmekten ne de ben. Belki istemeden öldük, ama senin beni suçladığın kadardı bu his içinde. Benim bedenim de canlı bir ruhtan o denli yoksundu. İşte bu yüzdendir ki, ölmekten korkmayışım.


Parıltısını kaybetmiş yıldızlar son kez aydınlatsın içimizi, dökülürken ruhumuzun derinliklerine. Ve sen de güzelce dinlen; bir daha kaybettiğin halde, kaybetmeye korkacak kadar sevme kimseyi...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder