30 Kasım 2016 Çarşamba

Veronika İle Ölmek

Zedka'nın sonu gibi yazılmış bir hikayeye doğru ilerliyor hayatım bugün. Ve bu hafta hayata dair ne varsa yapmaktan vazgeçiyorum. Zaman su gibi akıp gitmiyor bile... Veronika'ya da çok üzülüyorum mesela, uykularımı kaçıran bir karakter halini almaya başlıyor. Ölüme ne kadar yaklaşırsa o kadar da uzaklaşıyor. Kısacası bir ölemedi gitti diyorum.

Zihnim üzüntülü notlar almaya devam ediyor. Geri dönmeyecek ne varsa, ince ince işleniyor ruhuma.



Yağmur yağarken, dışarı çıkıp yürüdüğümüz ne kadar yol varsa tek tek gezebilmeyi geçiriyorum içimden. Kar yağacak diye çok korkuyorum ilk defa. En sevdiğim mevsim olan kış tam bir işkence halini almaya başlıyor.

Önümde çeşit çeşit ilaç her sabah mideme inmeyi bekliyor. Bense en azından doğal yollarla sana son kez veda edebilmek için hepsini eliyorum. Zaten ayrılıkta pasif bir intihar oluyor benim için. Geriye bırakabileceğim hiç bir şey yokmuş gibi, heyecanla karanlığın içindeki gölgelere koşuyorum. Fazla bencillik benimki biliyorum ama benim içinde, sen giderken fazla bencil kalıyordun.


İki gecedir biraz da kitabın etkisiyle, uykularım sabahları arıyor. Yatarken telefonun sesini sonuna kadar açıyorum. Belki kendini kötü hissedersen yanında olamasam da dinleyebilmeyi diliyorum. Olmayacak şeylere ne kadar da takıntıyla bağlanıyorum değil mi?


Hala hüzünlü olmana dayanamıyorum, yüreğimden bin bir parça yerlere dağılıyor ve ben toplayamıyorum. Kalbin minicik kırılsa geceler kılıç kadar keskin soğuğuyla yanıt veriyor.

Bu arada kedimi de hala çok seviyorum, onun beni terk etmesinin son darbe olacağını bile bile kendimi avutuyorum. Sen bilmezsin ama o bile seni ne kadar çok özlediğimi görebiliyor.

Bu hafta yalnızım mesela, yalnız kalabiliyorum. Hem zaten hep yalnız kalabiliyordum ama bencilliktir ki affet seni yanımda istemem. Hayatını bir kenara atıp benim hayatımı yaşamaya zorlamaktı bu belki de yeniden affet.

Sana ulaştıramadığım her kelimeyi belki bir gün ulaşır diye karalıyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder