24 Aralık 2016 Cumartesi

Yolundayız Hayatın

Karınca ezilse ağlamaya başlıyorum ve ne zaman çiçek açsa dünyalar benim oluyor. Dünya'yı bu kadar görmemeli belki de. Bu kadar kırılgan düşünmemeli. Oysa ki ben buyum, kendim olmayı seven ve yürürken farkında olmadan saçları yay gibi zıplayıp duran kız. Sonra soruyorum kendime, evren beni neden böyle yarattı. Ben böyle olmaktan kaçmak istemiyorum ancak yüreğime su serpecek bir cevapta bulamıyorum baştan sona. Sonra yardıma ihtiyacı olan ve hayata dört elle tutunan insanlar gelince gözümün önüne, kendime kızıyorum sadece. Ama napalım bu dünya da doğmuşum bende ve benimde içimde kendime ait bir dünyam var sevdiklerimle süslü.

Her annenin çocuğuna dediği gibi benimki de bana "Sen farklısın, özelsin" diyerek büyüttü beni. Çocukluğumdan beridir hep yardım etmek istedim dünyaya çoğu zaman ellerim yetmedi, kendi dünyama kaçtım. Ne zaman acı çeksem yazılara sığındım. En büyük hayalim de doktor olabilmekti bu hayatta; düşünsenize bir canlının gelip sizden yardım istemesi ve onu hayata bağlayacak sağlığı verebilmek. Tabi her şey sağlık derken, insanı hayata bağlayan tek şey olmadığını da unutmamak lazım. Sohbet etmek, az ama öz dostluklar kurmak mesela. Bir insanın hayatını iyi yönde değiştirebilmek, ne kadar da özel. Ne yazık ki hayatına güzellikler katamadığım için kaybettiğim birileri de var. Fazlaca yorgun düşürdüğüm, kendi dünyama çekip mutlu etmek istediğim ama yanlış olduğunu göremediğim. Ne yazık...

Bu yüzdendir yaralanışlarım, unutamayışlarım. Yaşanacak onca güzel şey varken, bir çırpıda mahvedişlerim. Genelde anlayanlar beni giderler benden, mesela yıllar önce daha 5, 6 yaşlarında bir çocukken her gün saatlerce konuştuğum köpeğim Jessy gibi, her zaman dinlerdi beni ve ne zaman hasta olsa geceleri gözlerime uykular haram olurdu. Sonra ayıcığım Pıtırcık Osman gibi köşede kokusu sinmiş dururken anıların canımı yakmasından korkarken bakan ve kayıp giden ruhu gibi. İçimde yaşatmaktan asla sıkılmadığım ancak, kalbimi uzaklara bir köşeye bırakırken giden çocuk ruhum gibi. Bu yüzdendir kendime benzeyen birine aşık olmuş olmam. Aslında küçük bir detay belki de ama benim dünyamı kocaman bir mutluluk çemberine alabilen.

Ancak dünya benden hep başka biri olmamı bekledi. Acılarla kalınlaşan duvarlarımın içinde kaybolmamı bekledi. Evet şuan fazlasıyla kayboldum belki ama ne kadar acısa da gülümseyi unutmadım hayata. Kim olursa olsun, insanları çok severim aslında sadece çoğu zaman anlayamazlar beni. Zaten anlayanlarda benden uzakta şimdi. Tüm kayboluşumun tek sebebi.

Ne zaman sussam, kaybetmekten ve incitmekten korktuğum içindi aslında. Sonra binlerce kelimeye sığındı yüreğim, binlerce kağıt. Şimdi buradayım, aslında herkesin düşündüğünden daha güçlüyüm hayata karşı. Sadece aldırış etmekten çekiniyorum, belli etmekten.

Ruh güzeldir mesela, ruhunu beslemeyi seven insanları arar gözlerim. Aslında herkes çirkin menfaatleri altında güzel bir ruh saklar. Bazıları gücünden olacağını düşündükçe gizlemeye iter kendini. Dünya da belki böyle insanlar daha çok kazanır. Ancak biz acı çekmeyi bilenler, mutluluğun derin anlamlarını daha gerçek kılarız.

Benim gerçeğim de her zaman düşlerimdi ve hayat bir şekilde son bulacaksa, lütfen bu sefer benden daha da uzaklaş ve o gün sakın ağlama. Şayet her şey seninle güzeldi ve her ağırlık bir gün elbet son bulurdu. Şimdi ise ne ışığım ne bedenim sensiz kaldıramadığı bu ağırlığa yenik düşmek üzere ve bizi yeniden güçlü kılacak tek bir gülümseme verebilecek kadar güçlü müsün sende ?

Ve yaşamaktan asla vazgeçmeyeceğiz, çünkü nerede olursan ol, kiminle olursan ol sen benim kanatlarım olmaya devam edeceksin sevdiğim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder