1 Ocak 2017 Pazar

Tek Başına


tek başına ile ilgili görsel sonucu

"Geceleri uykumda yürürüm rüyalarımı gerçek kılabilmek için"

Akarsuyun ritmine kapılmış giderken hayatlar, dağın tepesine ulaştığınızda duraksamadan kendinizi aşağıya bırakabilir misiniz ? Ve bir kayaya çarptığında ruhunuz yaralarınızı sarmadan yola devam edebilir misiniz?

Çoğu zaman anı yaşamaktansa, bir sonraki adımın bizi nereye götüreceğini düşünerek ilerleriz hayatta. Doğru olanın hangisi olduğuna bir kesinlik getirebilmiş değil hayallerim hala. 

Su ısınırken, bir bardak kahve çıkartırsınız kendinize ancak kalan suyun yeniden ve defalarca kaynamasına neden olur duran zamanınız. Nedendir ki akan giden zamanı hüzünlerle anarak durdurmak. Nerede kaldı içimizde yaşattığımız, anın getirdiği mutluluklarla gülen gözlerimiz. Ve nerede kaldı eskimeye yüz tutmuş hayal kumbaralarımız. 

Geçenlerde elimde, üniversite 1. sınıfın ikinci yarısından kalma mutlu bir fotoğraf. Eskiden nasıl bir insandım gösteriyorum sevdiklerime ve hepsinin ağzında tek bir cümle "Ne kadar da genç ve parlak bir enerji bu." Şimdi durup düşünüyorum, zaman mı beni çökmeye iten yoksa zamanın akışında önüme çıkan kayalarla fazlasıyla mücadele etmem mi ? Yine de hayatımda bir şeyler eksik ve yerini bir türlü dolduramıyor ruhum, belki tek başına yetmiyor belki de yettiği kadar yetinmiyor. Bu düşüncelerimin üstüne babam her zaman şunu söylüyor "çok yönlü ve farklı olduğun kadar da olağanın dışında değilsin." 

Kendimiz olmaktan korkuyoruz çoğu zaman en azından ben, anlaşılmamaktan çok korkuyorum ve sözcükleri güzel seçtiğimi iddia eden insanların tersine asıl sözcüklerin, seçtiği kişinin ben olduğunu biliyorum. Bundandır ki en çok konuşmayı, içimi dökmeyi dilediğim insanın karşısında en çok susan oluyorum. 

Bir zamanlar sessizliğin de bir anlaşma biçimi olduğunu düşünürken, bizi en derin karanlığa itenin de sessizlik olduğundan bir haberdim. Böylelikle hayatta karşıma çıkan en özel insanı kaybettim. Biraz da aşkın mantığı sıfırlamasından olsa gerek; gözlerim, kulaklarım ve dudaklarım sessizliğin sükunetinde korkuyla hayrete düştüler.

Şimdi ise tamamen büyük ve dipsiz bir sessizliğin içine gömüldüm. Bir gün kendime "iyi olacağım ve onu unutacağım" derken, ertesi gün ise kafamı içki şişeleri, dolu dolu kül tablalarından kaldıramaz oluyorum. Bu haldeyken konuşsam kim duyar ki sesimi. Garip bir şekilde halimden de şikayetçi değilim, sonuçta bir daha beni sevilmeye layık bir insan olarak bile görmeyen bir adama aşık oldum. 

Suç benimdi ve ben kaybettim, bu kocaman yükle tek başıma sonsuza kadar yaşayacağım söz veriyorum...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder